Bir Ters Dönmüş Kaplumbağanın mürekkepli kuyruğundan yazılar

7 Temmuz 2017 Cuma

On 06:04 by Dj Morphosis in , ,    1 comment

Koutetsujou no Kabaneri (甲鉄城のカバネリ)


İngilizce Adı: Kabaneri of the Iron Fortress
Japonca Adı: 甲鉄城のカバネリ
Anime Türü: Korku, Dram, Aksiyon, Fantastik, Doğaüstü, Seinen
Bölüm Sayısı: 12
Yayınlanma Tarihi: 08.04.2016
Bitiş Tarihi: 01.07.2016
Müzik: Tetsurou Araki
Stüdyo: Wit
Açılış Müziği: EGOIST – Koutetsujou no Kabaneri
Kapanış Müziği: EGOIST – Koutetsujou no Kabaneri

Konu: Dünya bir sanayi devriminin tam ortasındayken, demirden bir tabakayla kaplı kalbi parçalanmadıkça ölmeyen bir canavar türü ortaya çıkar. Isırdığı insanları da kendisine dönüştüren bu canavar, Ceset (Kabane) adı verilen saldırgan bir tür zombidir. Uzak Doğu'daki Hinomoto adasında yaşayan insanlar, bu yaratıklardan korunmak için pek çok karakol kurmuşlardı. Karakollar arasındaki ulaşım Hayajiro adındaki buharlı lokomotif sayesinde sürdürülmekteydi. Aragane karakolunda yaşayan Ikoma adında bir oğlan da Hayajiro'nun bakım faaliyetlerinde görev almaktaydı. Becerikli Ikoma, kendine bu canavarlara karşı kullanmak üzere Delici Mızrak (Tsuranuki Zutsu) adında bir silah yapmıştı. Günlerden bir gün, Ikoma yeni silahını denemek için fırsat kollarken, zorunlu Ceset kontrolünden muaf tutulmuş Mumei (İsimsiz) adında bir kızla tanışır. Gece çöktüğünde Ikoma, Hayajiro'nun kontrolden çıktığını görür. Lokomotifte görevli tüm personel cesetlere dönüşmüştür. Cesetlerin saldırısı altındaki karakolu kurtarma görevi, aradığı fırsatı bulan Ikoma'ya düşer...





İlk olarak karakterlerimizle başlamak istiyorum, fakat karakterlerden  3 veya 4 ile ilgili tanıtım yapacağım.

Karakter Adı: Ikoma (生駒)
Yaş: 17
Cinsi: Erkek
Tür: İnsan ve Sonrasında Kabaneri
Göz rengi: Kahverengi ve Sonrasında Kırmızı
Doğum günü: 28 Şubat
Boy:170cm
Seslendiren Sanatçısı: Hatanaka Tasuku

Ikoma anime de size "Sen neymişsin  be yiğidim" dedirtecek karakterdir. Bana dedirtti yani ki ben öyle her karakteri de övüp göklere çıkartmam.
Ikoma, ilk izlediğinizde direkt onun üzerinden ilk bölüm ilerlediğinden dolayı zaten anlıyorsunuz ana karakter olduğunu.Adam hem zeki, hem cesur hemde cool. Gerçi her anime de görebildiğiniz karakter tipi diyebiliriz. Kendisini geçmişte yaşadığı bir travmadan dolayı Kabenelerden intikam almak istemektedir. Bir nevi Shingeki no Kyojin serisindeki Eren Jaeger gibi amaçları aynıdır.



Serimizin Bir Sonraki En Tatlı Karakterine Gelelim;









Karakter Adı: Mumei (無名)  Asıl adı Hozumi (穂積)
Yaş: 12
Cinsi: Kadın
Tür: İnsan ve Sonrasında Kabaneri
Göz rengi: Kahverengi ve kırmızı karışık
Seslendiren Sanatçı: Senbongi Sayaka

Karakterimiz çok tatlı olmasına rağmen, ilk bölümlerde bir hadii bee dedirtiyor. Gerçi 12 yaşında olan bir karaktere göre fazla yetenekli olsa da animeler de her şey mümkün olduğundan artık pekte şaşırmıyoruz. Mumei, Ikoma gibi, farklı bir istasyonda olsa da yaşadığı olay hemen hemen aynıdır. Fakat Kabane istilasına uğradığında istasyon, Mumei'yi kurtaran kişi ona ağabeylik eder, onu korur ve kollar. Bakalım serinin ilerleyen bölümlerinde beklediğiniz gibi olacak mı Mumei ile ilgili gelişmeler.



Bir Sonraki Karakterimiz Bir Hayli Cool...



Karakter Adı: Kurusu (来栖)
Yaş: 17
Cinsi: Erkek
Tür: İnsan 
Göz rengi: Mavi
Doğum günü: 24 Eylül
Boy: 184cm
Seslendiren Sanatçı: Toshiki Masuda


Karakterimiz cool olmanın yanı sıra katana kullanımında bir hayli usta.İlk bölümlerde ölür herhalde ileri ki bölümlerde dediğim karakterlerden biri. Yomogawa Ayame karakterinin koruması olan Kurusu, Ayame-sama'ya karşı da bir şeyler hissediyor anlaşılan. Göreceksiniz ki bir hayli korumacı bir bey kendisi Ayame-sama'ya karşı.


                                 

Aslında Dolu Dolu Bahsetmek İstediğim Bir Sürü Karakter Olsa da Son Olarak Arkadaş Gibi Arkadaş Takumi'den Bahsedeceğim;



Karakter Adı: Takumi (逞生)
Yaş: 17
Cinsi: Erkek
Tür: İnsan 
Göz rengi: Mavi
Doğum günü: 6 Ağustos
Boy:168 cm
Seslendiren Sanatçı: Kaji Yuki

Shingeki No Kyojin serisindeki Armin'in şişko, kısa ve kahverengi saçlı, birazda kepçe kulaklı hali diyeyim size. Eğer karşılaştırma yaparsak iş faydalı olmaya gelirse Takumi derim. Adam gibi adam, arkadaş gibi arkadaş kendisi. Ikoma Kabaneri olduğunda sırtını dönmeyen tek insan.





Gel gelelim ben ne izledim.
Müziklerini Aimer ve Egoist grubunun yaptığı harika olan bu seri kimi izleyici tarafından Skingeki no Kyojin çakması denilse de işin aslı başka. Seri izlerken hiç sıkılmayacağınız vede "ya burası sıkıcıymış geçeyim" dedirtmeyen bir seri gerçekten. Seri de Eren Jeager gibi bir karakterimiz olan Ikoma, Eren ile hemen hemen aynı senaryoyu yaşasa da o bir kabaneye dönüşmekten çok kabeneye dönüşmüş olan insanları kurtarmanın yolunu ararken onları ayrıca öldürebilecek, kalplerini çevreleyen metal kafesi parçalayabilecek bir silah geliştirmeye çalıştırmaktadır. Seri gayet akıcı ve güzel. Bazı yerlerde çok abartı olan şeyler olsa da serinin genel olarak çok iyi olması bu kusurları kapatıyor diyebiliriz. Örneğin 12 yaşındaki Mumei'nin bir kabaneyi tek bir hamleyle kafasını koparması gibi.


Eğer sizde boş vaktim var, çerez niyetine zamanı değerlendireyim, kısa bir anime izleyeyim diyorsanız 12 bölümlük olan bu seriyi kesinlikle öneririm.
Herkese şimdiden iyi seyirler.




















SPOILERA HAZIR MISINIZ? EĞER DEĞİLSENİZ BU BÖLÜMÜ GEÇEBİLİRSİNİZ.

Ikoma, istasyon kabanelerin saldırısına uğradığında silahını deneme fırsatı bulduğu için hemen evine gidip silahını alacaktı, bu yüzden evine giderken kabanelerin kana zaafı olduğundan kolunu keserek bir miktar kan damlatıp eve gitmiş ve silahını almıştır. Fakat ummadık bir anda kabane çatıdan daldı ve Ikomanın üzerine düştü. İyi haber Ikoma'nın silahı yok etmişti kabaneyi, kötü haberse Ikoma boğuşma esnasında ısırılmıştı.


Ama karakter virüsün ilermemesi için  bir anda bastı çivileri, demiri. Bir an "ne yapıyorsun kardeş" dedim.

O sırada bir diğer karakterimiz Mumei tüm kabaneleri üzerine çekip hepsini öldürmüştü.

İlk başta silahında ayarladığı zamanlayıcıyı gördüğümde herhalde dakik zaman takıntılı bir karakter desem de işin aslı bölüm sonunda ortaya çıkıyor.

Sonrasında kaçış için zırhlı trene tüm halk doluştuktan sonra Ikoma ve Takumi'de biniyor fakat Cool deyip sevdiğimiz Kurusu Ikoma'ya seni lanet, kabaneye dönüşmüşsün diyerek trenden gitmesi için tekmeyi basar.

Ikoma altta kalır mı? Hayır, bizim korumacı ve haksızlığa karşı gelen Ikoma kabane güçlerini ile birlikte geliştirdiği silahı da kullanarak kabaneleri treni engellememesi için öldürmeye başlar.
Kan revan için kalan Ikoma öldürmeye devam ederken trendekiler rayın yönünün değişmesi gerektiğini fark eder ama otomatik devreye giremeyen kolu mecbur manuel olarak devreye sokmaları gerekir. Tam Kurusu ben çıkıp hallederim diyecekti ki Gözlemcilerden biri Ikoma'yı görür ve herkesin bakmasını söyler ve tam o sırada Ikoma
"Kabane olduğu için trenden attığınız kişinin sizi kurtarışını seyredin ve bunun vicdan azabıyla yaşayın" der. Ardından da olaya müdahale eder.

                               


Yazıyı kısa tutup siz okurları da çok sıkmamak adına Ikoma'nın power up'ından da bahsedip yazımı bitiriyorum hemen!
Tekrardan bir kabane kanı vücuda enjekte edildiğinde dişi olan kabaneriler chimera'ya dönüşür fakat erkek kabaneriler çok nadir olduğundan ve chimera'ya dönüşmediklerinden çok farklı bir form alır ve güçlenirler.
Bizim Ikoma'da yürek yemiş olmalı ki sonunda bir Kabaneye dönüşmeyi göze alıp kanı enjekte eder ve bu forma dönüşür.



Tabii şimdi bu yazıyı okuyup sonu direkt kafanızda canlandırmış olabilirsiniz ama hiç umduğunuz gibi olmayadabilir. 
Bu yazımda da bu kadar, umarım siz okurlara iyi bir şekilde düşündüklerimi ve seriye dair bilgileri aktarabilmişimdir.

Herkese iyi seyirler.

28 Ocak 2017 Cumartesi

On 01:36 by Dj Morphosis in , ,    Yorum Yok
All You Need Is Kill

Herkese selamlar! Uzun süredir alıp okumayı istediğim, kitap mağazalarına gitmeme rağmen bir türlü o kadar kitap ve manga alıp bir bu mangayı nasıl almayı akıl edemedim hayret ediyorum kendime. Neysem ilk konusunu sizlerle paylaşayım.

Dünya, "Mimics" diye bilinen, gezegeni ele geçirip insanlığı yok etmeye çalışan uzaylılara, karşı savaş içindedir. Keiji Kiriya ise bu uzaylılarla savaşan Birleşmiş Savunma Kuvveti (United Defence Force)'ne katılmıştır. Katıldığı ilk çatışmada, birliği ile "Mimics" tarafından öldürülür... Veya bunların hepsi bir rüya mıydı? Bilinmeyen bir durum yüzünden, her defasında öldüğünde, tekrar canlanıp çatışmadan önceki güne geri dönen Keiji Kiriya, döngüsü bitmeyen günden nasıl kurtulacaktır?

Mecha severler için gerçekten harika bir seri olduğunu söyleyebilirim. Konuyu okuduğum da diğer bir çok mecha serilere göre sıradan anlatımın dışında bir konu olduğunu ve okunabilecek bir seri olduğuna ikna edebilecek bir kabiliyette olduğunu hissettiriyor.
İlk okuduğumda, bir kaç bölüm sonrası ya bu "Edge of Tomorrow" Filminin konusu ile çok benziyor dedim. Sonra zaten ilk cilt bittiğinde baktım ki bu light novelin uyarlamasıymış.

Serinin en güzel yanlarından biri de okuduğunuz da bir sonraki bölümde ne olacak? Bunu merak ediyorsunuz gerçekten. 

Çizimleri açısından mangaka hiç mi hiç mürekkebinden kısmamış 😃.

Ama çizimlerinin bana mangahanta'nın çevirisini yapmış olduğu Platinum End serisi ile çok benzer.
Gerçi söz konusu Obata Takeshi olduğunda bunu söylemem pek gülünç olur.
Ama adamın çizimlerine bayılıyorum. 

Eğer sizde bu seriyi okumadıysanız kesinlikle başlayın derim.
Seriyi Türkçemize kazandıran Akılçelen Kitaplar'a da çokcana teşekkür ederiz :3

herkese şimdiden iyi okumalar.

12 Ocak 2017 Perşembe

On 13:45 by Dj Morphosis   Yorum Yok
Herkese Selamlaaar!

Haklısınız fazla boşladım burayı, hatta bir heves açtı bıraktı bu da diyenleriniz bile vardır şimdi.
Evet, yani bir heves açtım ama bırakmadım diyeyim 😉
Biraz yoğun olduğumdan dolayı vakit ayıramadım o  kadar, üşenmekte denebilir yani.



Ufak bir zaman diliminden sonra okuduğum kitap ve izleyip bitirdiğim film ha bir de anime serileri hakkında yazılarımı yazacağım.
Sadece bununla elbette sınırlı değil, kendimden bir şeyler de yazacağım, daha fazla bekletmeyeceğim merak etmeyin.
Bu kısacık yazımı da okuduğunuz için teşekkür ederim, Görüşmek üzere!

26 Aralık 2016 Pazartesi

On 13:07 by Dj Morphosis   Yorum Yok


Evvet! Kimin doğum günü bugün? Tabiiki de benim.


Sorumlukların biraz daha arttığı, geleceğe dair düşüncelerinin biraz daha arttığı, ilerisi için neler yapman gerektiğini düşünmelerin falan arttığı bir yaşa daha girdim... Evet 18 oldum tamamen, ama nedense pek bir hava sezemedim. Güzel bir gün sayılırdı bugün benim için, sevdiğim, ilgi duyduğum, konuşmak isteyip de çekindiğim ve gerçekten çok değer verdiğim insanlar doğum günümü kutladı. 

Bu gerçekten harikaydı, bir de mesafeler olmasaydı yada o mesafeleri kolayca aşıp birlikte kutlayabilseydik herhalde hiç alışık olmadığım derece de mutlulukla yüklenip bayılırdım .😂

Mesela benim için çok ama çok değerli bir ablam atkı ördü kiii harika olmuş! Üzerimde sevgi, emek ve zaman var. Sanırım bunu ölmediğim sürece takacağım. Tabii yeni tanıştığım, şimdiden harika bir arkadaş olan biri de var. Çok iyi kendisi, o da doğum günümü kutladı mesela. Nasıl mıydım o an, inanılmaz mutlu. Beni seven insanların olduğunu görmek inanılmaz mutlu edici bir şey. İnsanlar da seni ve doğum gününü hatırlatacak kadar güzel izler, güzel düşünceler, ve güzel bir his bıraktığını bilmek apayrı bir mutluluk zaten. 



Evet Doğum günümü kutlayan herkese çok teşekkür ederim, gerçekten çok mutlu oldum. İyi ki varsınız, iyi ki arkadaşız, arkadaş olmasak da az buz bi iletişimimiz bile olması güzel. 
Ve ve ve! Başınızı yaslayabileceğiniz bir omuza sahipseniz, gerçek huzur bu sanırım. 

Sadece hayal ettim, aslında kısmen biliyorum da, ama tam olarak bilmiyorum sanırım. 

Her neyse bugün benim doğum günümdü, geleceğe dair hayallerimin, hedeflerimin ve planlarımın ilerlediği bir yaşa daha girdim. 

Tüm güzel dilekleriniz içinde apayrı teşekkür ediyorum.




8 Aralık 2016 Perşembe

On 13:29 by Dj Morphosis in ,    Yorum Yok
Gözlük mü? Yoksa Lens mi? Sanki oradan gözlük diye fısıldıyorsunuz.

Herkese selam! Bugün ki yazımda gözlüklere zaafı olan bir squirtle olarak, gözlüklerden bahsedeceğim.

Hatta ilk şu yaşadığım komik bir diyaloğu sizlerle paylaşıp öyle konuya devam edeyim. Çalıştığım kliniğin yanındaki Kuaförde traş olmak için gittim, oturdum koltuğa ve Erdi abi bana ne dese iyidir :D -Farları alalım- Evet gözlüklerim benim adeta farlarım olmuştu. Malum uzuuun bir süre takacağım. Neyse konumuza dönelim, sahi gözlük mü? Lens mi? diye sorsalar bana ben gözlük derim.
Neden der gibisiniz sanki, hemen açıklayayım. Gözlüğün bir kere kattığı hava hiç bir şeyde yoktur abi!
Tamam hani bir Midorimacchi


veya

Fushimi Saruhiko gibi



cool olamasak da



bu ufaklık gibi sevimli oluyoruz şimdi :D . 
Hadi oradan dermişcesine bakış atan arkadaşlar var sanki, öyle ama şimdi bana göre gözlüğün ayrıca bir de her insana kattığı tatlılık var.  Hani şu yukarıda midorimacchi'nin o cool hareketi var ya onu yapmadan duramam mesela :D. Harika bir şey be! hani yapınca cool hissediyorum şimdi yalan yok -ki benim gibi düşünenler varsa da bir zahmet öne çıksın. 
İyi güzel bu gözlüğü bu kadar övüyoruz da hiç kimse demiyor ki bu gözlüğün bize çektirdiği eziyet nedir diye? hııı? 


Abi o kadar uğraşmışsın merceğine cinciğine kadar :D birde ufak bir detayla silecek eklerdi insan.
Bi yağmur yağıyor, daha önümü görebilirsem ne mutlu bana. Tek çare otomatiğe bağlamış silecek gibi elimde mendil camları silmek.
Hani bir de bunun buğu olayı var bu ondan da beter. Düşünün sabah otobüse biniyorsunuz ve akbil basacaksınız gözlüğünüzün camı buğu olduğundan cihazı göremiyorsunuz 😅
Yada bir pastane, en komiği de burası bakın. Pastaneye giriyorum, kadın karşımda "hoş geldiniz ne isterdiniz" diye soruyor ve ben gülerek cevap veriyorum neden? Çünkü gözlüğün camının buğulanması komiğime gider hep 😅.

Bir diğer sorun ise yatarken bize çektirdiği o eziyet. Bunu düşman düşmanına yapmaz.



Gözlüğü çıkardığın an 360p anime izlemekten farksız 😅 hatta ilk gözlüğümü taktığım da "Oha! 1080p HD gibi her yer" demiştim.



Yani bu sorunu hep yaşarız, az efor harcamıyorum uygun bir pozisyon yakalamak için.

Erkekleri ve gözlük sorunlarını geçelim de bir kızlara değineyim. Kızlarda çok farklı bir etkisi var gözlüğün ya!



Mesela Kuriyama Mirai'nin yeri bende apayrıdır :D . Gözlük takan kızları seviyorum xD
Özellikle uzun, mavi saç ve gözlük enfes ikili.

Ve ve ve uzun lafın kısası uykum geldi, ha bir de evet benim tercihim hep gözlükten yana :D .
Sizinde cevabınızı merak etmiyor değilim hani, eğer paylaşmak isterseniz yoruma yazabilirsiniz.

Umarım bu yazımı beğenirsiniz, Teşekkür ederim ve kabuğuma kaçar ben görüşmek üzere...

4 Aralık 2016 Pazar

On 14:27 by Dj Morphosis in    2 comments








Ters Dönmüş Squirtle Diyor ki;

mm Herkese merhaba, bu blogu açmamda ki amaç hem kendimce belli başlı şeyler hakkında fikirlerimi sunabilmek hemde sizlerin de boş vakitlerinizde zevkle takılacağınız bir kabuk oluşturmaktı. Ve bir diğer düşüncem ise çoğu insan belli başlı duygular, düşünceler hisseder ve ruh haline bürünürler. Ama! pekte dile getirmekte ve ya yazma konusunda dahi iyi değiller. Benim de bu denli bir diğer bu blogu açma amacım bi nevi hem kendi hissettiğim duygularımı aktarmak ayrıca bazı insanların onları gerçekten anlayabilecek insanların olduğununda farkına varmalarını sağlamak.
Başka... Başka... Başka... Heh! unutuyordum bak, bir de kendimce yarım yamalak günlük tutacağım burada.

Umarım yazılarımı okumaktan zevk alırsınız, İyi okumalar!





Ayağınız yerden kesilinceye kadar dans etmek ister misiniz? Ballroom e Youkoso mangasını okuduktan sonra bunu gerçekten isteyeceksiniz.

Tür: Komedi, Drama, Romantik, Okul Hayatı, Shounen, Spor
Çizer: TAKEUCHI Tomo
Çıkış Yılı: 2011
Ortalama bir ortaokul öğrencisi olan Fujita Tatara geleceği için herhangi bir planı olmayan birisidir. Bir gün, bir grup serseri onunla kavga eder ve gizemli bir adam onu kurtarır. Sonrasında bu gizemli adam Tatara’yı dans stüdyosuna getirir. Tatara stüdyoya geldikten sonra fark eder ki aynı okula giden Hanaoka Shizuku ve onun partneri dahi dansçı Hyoudou Kiyoharu ile karşılaşır ve bu sayede Tatara gençliğini dans ederek geçirmeye karar verir…

Shounen seriler arasında en güzellerinden diyebilirim kesinlikle. Fujita Tatara’yı manganın ilk 3 bölümünü okuduktan sonra, Haikyuu serisini izleyenler Hinata Shoyokarakterine benzeteceklerdir. Neden derseniz, Hinata’nın Voleybolu öğrenme azmi ile Tatara’nın dansı öğrenme azmi neredeyse aynı denebilir. Ama bakıldığında Fujita Tatara’mız bir hayli çekingen. Karakterlerin birbirilerine olan uyumlulukları, tatlı tartışmaları, birbirilerine olan yaklaşımları ve tartışmalar sonucunda ortaya çıkan sıcak dostlukları ele alan bu seriyi siz manga okurlarına kesinlikle öneririm.

Manganın ilk bölümünü okuduğunuzda, klasik bir manga başlangıcı olarak görebilirsiniz. Spor mangalarında en çok sevdiğim şeylerden biri okuyucu kitleyi içerdiği spor dalına teşvik edecek bir kurguya sahip olmasıdır ki, bu serimizde de anlatmış olduğum şey mevcut. Seriyi okurken rafine çizimleri sayesinde zaten okuyucuyu kendine bağlarken, üzerine bir de meraklandıracak bir konuya sahip olunca, okuyucuyu tamamen kendine kitleyebilen bir seri haline geliyor. Okurken bazı anlar kendimi bir an manganın içindeymiş gibi hissettiğim bile oldu, biliyor musunuz? O kadar keyifle okunan bir seri ki insan okudukça bir sonraki bölümü, üzerine bir de dans konusunda kendini geliştirmek istiyor.
Mangada yaşanan olaylar bir hayli eğlendiriyor ve karakterler kendilerine hayran bırakıyor. Okuyunca göreceksiniz ki serinin her bölümünün sonunda, bir sonraki bölümü merak ediyorsunuz. Spor/hobi türü manga seviyorsanız, Ballroom e Youkoso’nun tam size göre bir manga olduğunu söyleyebilirim. Ayrıca bir önceki manga tanıtımım olan Happinessserisinde olduğu gibi bu manga serisinde de İngilizce konusunda yetersiz olanlar, Türkçe çevirisi olduğu için okumakta sorun yaşamayacak!